İstanbul hava durumu °C
15-03-2016
Kamile YILMAZ

Kamile YILMAZ

BASKI KORKU NASİHAT EĞİTSEL MİDİR
kamile@akdenizgazete.com

Toplum olarak en çok yaşadığımız duygu korku. Daha doğarken, düşmekten korkarak ağladığımız korku. Yani dünyanın hiç bir şeyinden habersizken bile tepki verip istemediğimiz bir duygu korku. Öte yandan yaşam boyu bize karşı kullanılan, bizim başkalarına karşı kullandığımız bir şey korku. Evde çocuklarımızı eğitirken, çocuk bizim acizliğimizi hissedince sıkça başvurduğumuz korku. Okulda öğretmenin, zaten korkuyla büyütüldüğünden emin olduğu çocuklara uyguladığı korku.

  Alt yapısı hazır olunca, öğretmen de güvenle korkuyu, baskıyı rahatça uygulayabilir. Son yıllarda bazı eğitim yuvalarında sıkça duyduğumuz, baskı ve korkunun eğitim aracı olarak kullanılması. Biz yetişkinler de, dağlar kadar korku içinde olduğumuzdan mıdır, yoksa alıştığımızdan mı çocuklarımıza korku salan eğitimcileri görmezden geliyoruz. Yeterince tepki gösterdiğimiz söylenemez.

Okullarda artık rehber öğretmenler var. Eskiden yoktu. Eskiden nedense öğretmenlik baş tacıydı. Öğretmen olmak oldukça zordu. Bir dizi yazılı, sözlü sınavdan geçerdi öğretmen adayı. Okullarda son yıllarda yaşanan taciz, tecavüz olayları olmazdı, olamazdı. O zamanın öğretmenleri de baskı uygulardı, hatta fiziksel şiddet uygulayan bile olurdu, ama çocuklara taciz, tecavüz düşte bile görülmezdi, görülemezdi.

Bir şeyden korkan, onu yok etmek ister. İnsan daha çok bilmediğinden, tanımadığından korkar. Bilinçsiz, bilgisiz olanlar daha çabuk ve kolayca korkarlar. Öyleyse korkuyu yenmek yine bilimle, bilinçle mümkün. Aynı zamanda tanımakla, bilmekle, görmekle mümkün. Çünkü korku, en pasif insana bile en kötü suçu işletebilir. Öyleyse korkuyla da savaşmalı ve en aza indirmeli.

Baskı, korku, nasihat kısa zamanda başarılı olmuş gibi durabilir. Ama uzun zamanda hiç işe yaramaz. Gençliğinizi anımsayın, size verilen nasihatler, içinizde azgın fırtınalar oluşturmadı mı?  Size söylenenin tam tersini yapmadınız mı? Büyüdüğünüzde okulu astığınız günleri gülerek anlatmadınız mı?

Bu konuya tekrar tekrar girme nedenim, ülkemde korkunun her alana sinmesinden ve çocukların tehlikede olmasındandır. BirGün Gazetesinden okuduğum bir habere göre, Karaman'da bir öğretmen, 45 çocuğa tecavüz etmiş. Gerçi gazete "Şüphe" diyerek yayınlamış, ama böyle bir konu kolayca açığa çıkamaz. Haberin içeriğini okuyana dek, kalp ağrım sürdü. Gördüm ki, yine baskı, korku ve nasihati eğitim aracı olarak kullanan eğitim yuvalarında, cinselliği tabulaştıran okullarda olmuş. Yani İmam Hatip Okullarının yurtlarında veya yurt gibi kullanılan evlerinde.  Öğretmen S. M. tutuklanmış.

İş keşke böylece bitebilseydi, verdiği zarar böylece kalabilseydi. Tecavüzü yaşayan çocuklar, yaşam boyu onun travmasını yaşamayacak mı? Bu tür travma ölümden beter değil midir?  Bu çocuklar yaşamlarında kimseye güven duyabilir mi? Güvensiz yaşamak kadar kötü ne olabilir?Bu çocuklar bir başkasını kolayca sevebilir mi? Sevgisiz yaşamak yaşamak mıdır? Çocuklara bunu yapma hakkını kendinde nasıl buluyor? Okullarında, yurtlarında ayna var mıydı? O öğretmen aynaya bakabiliyor muydu?

Ne diyeceğimi doğrusu şaşırmış durumdayım. Önce öğretmen olduğum için, sonra kadın olduğumdan,  herkesten daha çok bu olaydan etkilenip acı duyduğumu düşünüyorum. Velilere, topluma, baskıdan, korkutmaktan, nasihat etmekten medet ummayalım diyorum. "Uyanın yalvarırım, / Bu sessizlik çok ağır. / Sen de uyan çocuğum / Ne olur bir kez bağır."

Bu makale 1185 defa okunmuştur.
MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM



Warning: file_get_contents(https://graph.facebook.com/onemsoft): failed to open stream: HTTP request failed! HTTP/1.1 403 Forbidden in /home/akdenizgazete/public_html/include/right-block-one.php on line 28
gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

Erken Seçimde oyunuzu hangi partiye vereceksiniz?

2.3%

27.1%

36.1%

7.5%

18%

3%

6%

counter create hit