İstanbul hava durumu °C
14-04-2016
Kamile YILMAZ

Kamile YILMAZ

ALAÇATI OT FESTİVALİ
kamile@akdenizgazete.com

07-04- 2016 ile 10-04- 2016 tarihleri arasında gerçekleşen, İzmir - Alaçatı Ot Festivali etkinliğine, Antalya'dan yedi kadın gittik. Bu yıl etkinliğin yedincisi yapılıyordu ve ben ilk kez duyuyordum. Üstelik Alaçatı'yı hiç görmemiştim. Oldukça heyecanlıydım, heyecanlı olmakta haklıymışım. Ülkemde yağmalanmayan yer kalmadığı halde, Alaçatı hiç bozulmadan duruyordu.

Yıllarca Rum halkıyla birlikte yaşamaktan olmalı, Rum Mimarisinin etkisindeydi. Evler oraya mahsus taştan yapılmış, hepside iki katlı, kırmızı kiremitli, yani ağacın boyunu geçmeyen evlerdi. Estetik ön plandaydı. Denizin kıyıcığında olmasına karşın, hoyrat ellerden nasıl saklandığına şaşırarak, bundan sonra nasıl korunmalı diye kafa yorarak gezdik. Halkının cana yakınlığı, gericiliğe teslim olmayışı da görünür haldeydi.

Baharın son günleri olmasından olmalı, doğa da coşmuştu hani, çiçeklerin bin bir rengi, yerde serili, dallarda sarılıydı. Havada iyot kokusu ile çiçek kokusu dansa durmuştu.  Seyrettiğimiz güzelliklerden başımız dönerek gezdik. Elbette bu şenliğe katılan yalnızca biz değildik. Ülkenin her yanından yüzlerce otobüs, otomobil vb. Alaçatı'ya koşmuştu. Ülkemizde ne kadar doğasever, duyarlı insan varsa oradaydı desek yalan olmazdı.

Biz, sekiz Nisan Cuma gün vardık. Hemen Ot Festivali'ne girdik. Doğada ne kadar yenebilen ot varsa oradaydı. Rengarenk ot sergileri, otlardan yapılmış, bir bir çeşit yemekler, tatlılar, börekler, çörekler, ekmekler vb. Hangisini alıp götüreceğimizi, hangisini yiyeceğimizi bilemezken, söyleşi programları da bir o kadar ilgi çekiciydi. Ülker, diyetisyen olmanın sorumluluğuyla, "Sağlıklı Yaşam" içerikli konuları, ben endemik bitkiler hakkındaki bilgileri merak ediyordum. Gülhan, Neslihan, Mehlika, Ayşe, Nuray da "Hepsine katılalım" dediler. Hemen dinlemek için söyleşi yerine koştuk, yol yorgunu olduğumuz halde epeyce konuları dinledik. Sonunda bedenimiz pes edince, Balıklıova'daki Nigar'ın evine yollandık. Dost evinin sıcaklığıyla, birlikte pişirilip yenen ot yemeğinin tadıyla yorgunluk bizi acele terk etti.

Ertesi gün Cumartesi olduğundan, kalabalık kat kat fazlaydı. Festival yerine girdik, ama çıkmakta epeyce zorlandık. Ara sıra birbirimizi kaybederek, ara sıra göz göze gelip "Bu kalabalıkta bombalama olabilir" düşüncesini aklımızdan hızla kovarak, kendimizi dışarı attık. Her zaman duyardık "Ege insanı farklıdır, daha medenidir" diye. Hatta bazen egemenlerin bundan rahatsız olduğunu dile getirenler olurdu da şaşardık. Gerçekten, Ege insanının farkını yaşadık, neşemize neşe kattılar, gezimizi kolaylaştırdılar.

Son durağımız bir kadının kurduğu Etnoğrafya Müzesi oldu. Mordoğan'ın bir köyünde, kendisinin ev kadını olduğunu söyleyen bir kadın, yıllarca biriktirdiği, ülkemizde yüzlerce yıl önceye tanıklık eden giysi ve eşyaları, onlarca yıl toplayarak, kendi emeğiyle kurduğu müzeyi hayranlıkla gezdik. Kendi eliyle yaptığı, ot böreğini yedik. Çiçeklerden ördüğümüz taçlarımızı giydik ve artık veda etmenin zamanı geldi. Kalbimiz Ege'de, gözümüz arkada kalarak ayrıldık. Umarım doğa ve Alaçatı hoyratlardan saklanmayı, Ege gericiliğe kapıyı kapatmayı sürdürmeyi başarır.

 

Bu makale 1272 defa okunmuştur.
MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM



Warning: file_get_contents(https://graph.facebook.com/onemsoft): failed to open stream: HTTP request failed! HTTP/1.1 403 Forbidden in /home/akdenizgazete/public_html/include/right-block-one.php on line 28
gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

Erken Seçimde oyunuzu hangi partiye vereceksiniz?

2.3%

27.1%

36.1%

7.5%

18%

3%

6%

counter create hit