İstanbul hava durumu °C
01-12-2015
Kamile YILMAZ

Kamile YILMAZ

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE HAFTASI
kamile@akdenizgazete.com

"Eğer doğuştan bütün insanlar özgürse, nasıl oluyor da bütün kadınlar köle doğuyor?" Mary Astell.

Her etkinliğin onu başlatan, tarihi bir nedeni vardır. Bu nedenlerin çoğu da acıdır. Ne yazık ki, dünyanın her yerinde, insan eliyle insanlar can çekişiyor. Oysa bu dünya herkese yeter, güllük gülistanlık da olabilir, insanca da yaşanabilir.  25 kasım'ın tarihine bakacak olursak, acı nedeni yüreğimizde yaşarız.

25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti Salcedo Ojo de Agua köyünde doğan, Trujillo diktatörlüğüne karşı  mücadele eden, Clandestina Hareketi'nin öncülerinden, Patria, Minerva, Maria Mirabel kardeşlerin sistem tarafından katledilişinin tarihidir. 1960'ta Mirabel kardeşler, diktatörlüğün askerleri tarafından tecavüz edildikten sonra, vahşice katledilip uçuruma atılır. Ertesi gün gazeteler, "Kaza" diye yazar. Ama hiç bir uçurum gerçeği saklayamaz. Zaten Diktatör Rafael Leonidas Trujillo, Mirabel kardeşleri bir çok kez zindana attırır ve takip ettirmektedir, halk bunu bilir.  

1981'de Dominik'te toplanan "Latin Amerika Kadın Kurultayı"nda, 25 kasım, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak kabul edilir. Daha sonra 1985'te BM tarafından "25 Kasım  Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslararası Mücadele Günü" ilan edilir. Mirabel kardeşlerden birinin kod adı "Kelebek" olmasından ve bir şairin, onlar için "Kelebekler" şiiri yazmasından esinlenerek, o günden sonra bu üç kız kardeş, Dominik'te ve dünyada "Kelebekler" adıyla efsaneleşir. Aslında bu ad bütün yürekli kadınlara yakışır, çünkü kelebeğin ömrü çok kısadır, ama o buna aldırmaz, alabildiğine özgür yaşar.

Her yıl 25 kasım'da dünyanın her yerinde, bu utanç gününün ve insanlık ayıbının yıldönümünde kadınlar sokağa dökülür. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, kadına yönelik şiddete, savaşa, ayrımcılığa, ırkçılığa karşı kadın dayanışmasını örmek için çalışırlar. İsterler ki, kadın- erkek eşit haklara sahip olsun ve dünyada insana yakışan bir yaşam kurulsun.

Aynayı kendimize tutarsak, görüntü hiç de iç açıcı değil. 2014'ün ilk on ayında, 255 kadın öldürüldü. 2015'in ilk on ayında ise erkek eliyle öldürülen kadın sayısı, üç yüzü çoktan aştı. Bu tür cinayet ve kadına yönelik şiddet, konusundaki ceza indirimleri, içinde şiddet barındıran erkeklere sanırım cesaret veriyor. O nedenle kadına ve çocuklara yapılan taciz, tecavüz, şiddet ve cinayete indirim yapılmamalı diye düşünüyorum. Nasıl bir çıkar yol bulunacaksa, hukukçular bunu bulmalı ve bu indirimleri, genelleştirmeden karara bağlamalı.

 Her yıl savaş gibi bu rakamları verirken, acı- utanç arası bir duyguyla ürperiyoruz. İnsanlığımızdan utanıyoruz. Utanması gerekenlerin yerine utanıyoruz. Çünkü bu şiddeti ve cinayetleri durdurmak, devletin görevidir ve hiç de zor değildir. Şiddetle mücadele ederek, kadın erkek eşitliği sağlanınca şiddet çok azalacaktır. Bu da yasalarla ve objektif uygulamalarla olacaktır. Yasayı çıkarıp İstanbul sözleşmesini imzalayarak, her şey bitmiş sayılmaz. İmzaların arkasında durmak gerekir.

Devlet bunu yapmıyorsa, kadın dayanışması zorlayacak ve bu uygulamaları hayata geçirmesi için mücadele edecektir, ediyor da. Kadınlar, hiç de boş durmuyor. Bu ülkede dev adımlarla ilerleyen kadın hareketi, alkışlanası durumdadır. Hükümetin her gün atıp savurduğu eşitsizliğe, saldırganlığa cesaret veren konuşmaları aslında, imzaladığı "İstanbul Sözleşmesi"ne aykırıdır. 34 Ülkenin imzaladığı bu sözleşme, eşitliği sağlaması, kadın için pozitif ayrımcılığı hayata geçirmesi için  sorumlu tutmaktadır. Yine İstanbul Sözleşmesine göre, on bin nüfusa bir "Kadın Sığınağı" standardına uymayı gerektirmektedir. Şu anda inşaatların başlaması gerekir.

25 kasım'da Antalya'da neler oluyor bir bakalım. Emek ve demokrasi örgütleri ve kadın derneklerinin kadın üyeleri hep birlikte eylem planları yaptı. 25 Kasım akşamı, Üçkapılar'dan, Cumhuriyet Meydanı'na dek meşaleli yürüyüş yapıldı. Ülkemizin her yanı toz duman olmuşken, her gün kadınlar öldürülürken, burnumuzun dibinde savaş başlamış ve insanlar katledilirken, kadınlar savaş ganimeti sayılırken, bu çağrıyı duymazdan gelmek olmaz. Unutmayalım ki, kadına yönelik şiddet, bir insan hakkı ihlalidir ve suçtur.

Not: 3 Aralık 2015 günü saat 14.00'da Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu'nda "ERKEK TEMSİLDEN GERÇEK TEMSİLE" konulu panel gerçekleşecektir. Konuşmacılar:   Prof. Dr. Gaye Erbatur / Yrd. Doç. Dr. Işıl Ceren Cenker / Uzm. Dr. Nesrin Ünal / Yazar Kamile Yılmaz / Moderatör Çiğdem Aydın

  Hepiniz davetlisiniz. 

Bu makale 913 defa okunmuştur.
MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM



Warning: file_get_contents(https://graph.facebook.com/onemsoft): failed to open stream: HTTP request failed! HTTP/1.1 403 Forbidden in /home/akdenizgazete/public_html/include/right-block-one.php on line 28
gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

Erken Seçimde oyunuzu hangi partiye vereceksiniz?

2.3%

27.1%

36.1%

7.5%

18%

3%

6%

counter create hit